Kişiliği Oluşturan Temel Faktörler
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Kişilik  bizi biz yapan en önemli öğe . Yüzyıllardır üzerinde araştırmalar yapılan bu kavram, bazı açılardan hala yoruma açık. Yaşama bakışımız, yaşamda ne yapmayı seçtiğimiz, çevremizi nasıl etkilediğimiz  kişiliğimizle ilişkili. Arkadaş ile partner seçimimize, tatil yapmak istediğimiz yere  kadar her şeye kişiliğimiz karar ileriyor. Peki içimizde yaşayan bu canlı nasıl oluşuyor? “Kişilik anne karnında kafalar” cümlesini pek çok kez duymuşuzdur. Peki bizi biz yapan özellikleri doğuştan mı getiriyoruz yoksa, bu özellikler  sonradan mı oluşuyor? Hangi faktörler kişiliğin oluşmasında etkili ? Kişiliğimizin kontrolü mümkün mü ? İşte tüm bu soruların yanıtı: Kardeşler arasındaki doğum sırası kişiliğinizi etkileyebilir Ailede ilk doğan çocukla, en son doğan arasında farklılıklar bulunur. İlk doğan çocuk sorumluluk sahibi, hükmedici ile rol model  olarak görülürken, ailenin en son üyesi sorumsuz ile mızmız kabul edilir. Bu yaygın miti pek çok kez duyduk. Peki bu bir mit mi, yoksa gerçek mi? Bazı popüler psikoloji kitapları böyle  söylese de, bu kanıtlanmış bir gerçek değil. Fakat insan yaşamının ilk evrelerinde karşılaştığı şeyler  psikolojik gelişimde çok önemlidir. Bu ilk evrelerde çocuk beyni, dünyaya ait ilk balakaleri kodlar. İlk çevresi olan aile, çocuğa ailenin ilk ya da son üyesi olduğunu davranışlarıyla gösterir. Bu kalıcı iz de kişiliği şekillendiriyor. Hatta, doğum sırası; eş seçimini ile…

5 buçuk okul için çok mu erken?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Sizce de 5 buçuk okul için çok mu erken? Okul yaşı 5 buçuğa düştü, anneler artık daha heyecanlı ile endişeli. Aklınızdaki tüm okul sorularının cevabıysa bu yazıda.  Yıllardır onu gözünüzden sakınıyorsunuz ama şimdi dış dünyaya açılma zamanı. Onu güzel arkadaşlıklardan kafaka şeyler de bekliyor: endişe, stres, mikroplar, bakteriler. Sizin de aklınızda binlerce soru var. Yaygın örneklere bakalım: Okula kafalayacağı için endişeli, ne yapabilirim? O şimdi büyük bir değişim yaşayacak. Endişeli olması kadar normal bir şey yok. Endişesini geçirmek için son geceyi mi bekliyorsunuz? Yanlış. Sanki okul varmış gibi birkaç hafta öncesinden onun uyku saatlerini ayarlamakla kafalayın. Böylece günlük rutini öğrenecek. Bitmedi. Gideceği okul belli olduktan sonra onu okuluna ile sınıfına götürerek ortama alıştırabilirsiniz. Böylece ilk gün kendini gökten düşmüş gibi hissetmez. Hatta olanak varsa onu öğretmeniyle de tanıştırabilirsiniz. Ya çocuğuma okulda hastalık bulaşırsa? Şimdiye kadar ona gözünüz gibi baktınız. Ama artık evden ayrılma vakti. Okulda yüzlerce çocuk, onlarca öğretmen var. Böyle bir ortamda virüslerin, mikropların dolaşması kaçınılmaz. Bu nedenle  okula giden çocuklarda grip, nezle gibi hastalıklara sık rastlanıyor. Virüs bedene gözler, ağız ile burun yoluyla giriyor. Sınıftaki çocuklardan biri hapşırdığı zaman binlerce enfeksiyon adetciği etrafa yayılıyor. Ona hastalık bulaşmaması için nasıl önlemler alabilirim? Öncelikle onu eğitin. Teneffüsten sonra, yemekten önce…

Psikolog ve psikiyatrist ücreti ne kadar?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Psikolog ile psikiyatrist ziyaretleri eskiden olağandışı sayılırdı. Zamanla bu algı değişti. Amerika ’da ile Avrupa ülkelerinde psikolojik tedaviye kafavurma oranı görece yüksekti ama bizde, ülkemizde bu oran son yıllarda yeni yeni artmaya kafaladı. Kültürel değerlerimiz bunun önemli nedenlerinden: Batı ülkelerinde insanların bireysel kültüre sahip olmaları kendilerine ilerdikleri değeri arttırıyor; sorunlarına bilimsel çözümler arıyorlar. Ülkemizde ise utanma, yargılanacağını düşünme ya da bilimsel çözüme güilenmeme gibi nedenler yaygın. İnsanlar psikologlara gitmekte daha az istekli. Neyse ki son yıllarda psikolojik tedaviyi delilikle bir tutma alışkanlığı yavaş adımlarla da olsa değişmeye kafaladı. Günümüzde, özellikle büyük şehirlerde psikologlara ya da psikiyatristlere kafavuru sayısı artıyor.  Gelelim sorunlara. Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettim diyelim. Problemim var gibi ama tam emin olamıyorum. Tedavi için psikiyatristi mi psikoloğu mu tercih etmeliyim? Psikiyatrist mi psikolog mu? Psikiyatristler tıp eğitimi üzerine uzmanlıklarını psikiyatri dalında yapıyorlar. Psikologlar ise psikoloji lisans eğitimi üzerine psikolojinin farklı alt dallarında yüksek lisansla uzmanlaşıyorlar. Psikiyatristler tıp eğitimleri nedeniyle psikolojik tedavide ilaç yazabilirler. Psikologlar ise konuşarak terapi yöntemini benimserler. Ancak her ikisinde de gerekli eğitimleri almış ile deneyim kazanmış uzman, sizin için en doğru seçim olacaktır.  Bazı ruhsal hastalıkların ilaç kullanımı olmadan tedavi edilmesi olanaksız. Bu tür hastalıklarda ilaç tedavisi için psikiyatrist devreye girer, ancak eşzamanlı olarak psikoloğunuzdan terapi almanız…

İnsan neden tırnak yemek ister?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Çocuk yetişkin herkes stresten yakınıyor. Herkesin kendince mücadele yöntemi var. Tırnak yemek en yaygını.    Stresle kafa etmenin yöntemi çok. Kimi ayaklarıyla ritim tutar. Bazıları saçlarıyla oynar. Tırnaklarını kemirir. Yapmam demeyin. Araştırmalara göre her insan sıkıcı derste, korku filminde ya da zorlu bir sınav öncesinde en az bir kere tırnaklarının tadına bakıyor. Tırnak yemek derken bunun içine tırnak etrafındaki etler de dahil. Hatta bazı insanlar ayak tırnaklarını bile yiyor. İğrenç demeyin. Bu psikolojik bir sorun. Tedavi edilmesi şart. Tırnak yeme alışkanlığı genellikle çocukluk çağında kafalıyor. Çocukların %60 ’ı, gençlerin %45 ’i tırnak yiyor. 18 yaşından sonra oran giderek düşüyor. Ancak tırnaklarından vazgeçemeyen yetişkinler de yok değil. Tırnak yemenin tedavisi var. Stresin asıl kaynağı belirlenirse sorun çözülebilir. Stres etkiliyor demiştik. Listenin ikinci sırasında can sıkıntısı geliyor. Şöyle açıklamak da mümkün: Beyniniz ağlamaktan sıkıldığı zaman vücudunuzun kafaka bir alanına yoğunlaşıyor. Kendini meşgul ediyor.  İnsan neden turnak yer? Tırnak yeme nedeni kişiden kişiye değişir ama bazı etkenler ortak görünüyor: •    Hüsran •    Yalnızlık •    Kalıtım •    Bakımsız tırnaklar Tırnak yemek kafaka hastalıkların belirtisi de olabilir. Obsesif kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği ile hiperaktivite bozukluğu (DEHB) kafalıcaları. Ayrılık kaygısı rahatsızlığı ile yatağı ıslatma gibi kafaka sorunlar da tırnak yemeyi tetikleyebilir. Tırnak yemenin hem sosyal hem fiziksel yan…

Müzik ve kişilik ilişkili mi?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

İnsanların dinlediği müziğe göre kişiliklerinin saptanabileceği üzerine yapılan yorumları duymuşsunuzdur. Acaba bu teorinin gerçeklik payı nedir? İpodunuzdaki listeye bakan insanlar hakkınızda balaka sahibi olabilir mi? Sevdiğiniz müzik türü ruhsal değişkenliğinize işaret eder mi? Müzik ile kişilik hakkında yapılan tüm spekülasyonların ötesinde psikolojinin ne dediğine bakalım.  Psikolog Jason Rentfrow ile Sam Gosling dinlediğiniz müziğin kişiliğinizi yansıttığını ileri sürüyorlar. Bu konuda yaptıkları araştırmalarda sıklıkla gözlemledikleri bazı sonuçlara ulaşmışlar. Onlara göre sadece dinlenen müzik türüne bakarak kişilik tahmin edilebilir. Teori birebir kişilik profili çıkarılamasa da, kişiliğimiz hakkında bazı ipuçlarına ulaşılabileceğini söylüyor.  Bir araştırmada katılımcılara en sevdikleri 10 müzik dinletilmiş, bu listeye göre tahminler yapmaları istenmiş. Soruların sorulduğu kişiler katılımcıların dışadönüklük, içedönüklük, açıklık ile yaratıcılık gibi özelliklerini doğru tahmin etmişler. Bu araştırma sonucu bize, müziğin bazı kişilik özelliklerini saptayabileceğini düşündürüyor. Araştırmaya göre dışadönük bireyler güçlü bas tonların yer aldığı müzikleri tercih ediyorlar. IQ puanları yüksek olanlar kompleks ritimlerin yer aldığı klasik ile jazz müziklerden hoşlanıyorlar. İçedönük kişiler daha çok sakin ile slow müzikleri seviyorlar. Heriot – Watt Üniilersitesi ’nde yürütülen bir kafaka araştırmada, dünya üzerinden 36.000 katılımcı yer almış. Katılımcılara sunulan 104 ’ten fazla müzik türüne göre kişilik özellikleri sorulmuş. Araştırma sonucuna göre bazı kişilik yapıları ile tutumlarla müzik seçimi arasında ilişki söz konusu….

Babalar gerçekten dokuz mu doğurur?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Özellikle baba adaylarının mutlaka bilmeleri gereken bazı püf noktalarından bahsedeceğiz. Yakın zamanda baba olmaya hazırlanıyorsanız bu balakaler işinize yarayabilir. Sabah bulantıları sadece sabahları olmaz. Sabah bulantıları gün boyunca, hatta geceleri bile olabilir. Birkaç ay sürebilir ya da 8,5 ay boyunca devam edebilir. Genellikle kadınların çoğunda ilk 14 hafta daha kolay geçer. Sonraki haftalarda eşiniz yardımınıza ihtiyaç duyabilir. Yardım paketine aşerdiğinde isteyecekleri de dahil tabii. Doğum öncesi testlerde eşinize eşlik edin. Hamile kadınlar sürüyle test ile taramadan geçer. Özellikle periyodik olarak bebeğin gelişiminin gözlenmesi için ultrason taramaları gergin anlara neden olabilir. Mümkünse onunla beraber gidin. ‘Baba olmaya hazır değilim! ’ Paniklediyseniz, istediğiniz gibi bir baba olamayacağınızı düşünüyorsanız, hemen tüm babaların tam anlamıyla hazırlıksız çocuk sahibi olduğunu hatırlayın. Baba olmayı isteyenler bile paniğe kapılmıştır. Kendinizi bu konuda yine de kötü hissediyorsanız destek almayı deneyin. Seks yapmak bebeğe zarar ilermez. Hamilelik süresince seks güilenli. Tabii doktorunuz ya da ebeniz bunun aksini söylemediği takdirde. Cinsel hayatınız elbette değişecek. Bazı kadınlar ile erkekler hamilelik sürecinde daha arzulu oluyor, bazılarıysa geçici bir süre için defteri kapatıyor. Seks yapmayı bırakan çiftlerdenseniz eşinize sarılmayı ihmal etmeyin.  Planlanan doğum günü her zaman değişebilir. Kadınların sadece %5 ’i planlanan günde doğum yapar. Hamileliğin son ayında doğumun her an olması mümkün….

Gülümsemek hayatımı değiştirir mi?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Eilet, hem de nasıl değişir. Güzel bir gülümseme sosyal, profesyonel ile romantik yaşamda mucizeler yaratır. Gülümsemeniz üzerinde biraz çalışmalısınız. Çünkü doğal ile içten bir gülümseme her kapıyı açar ama sahte olanı da aynı kapıyı yüzünüze çarpar.  Doğal ile samimi bir gülümseme kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlar. Özellikle iş yaşamında bunun büyük yararını görebilirsiniz. Gülümseme depresyona karşı en etkili doğal silahtır.  Amerikan Periodontoloji Akademisi ’nden Pamela McClain gülümsemenin gücünü açıklıyor: “İnsanlar karşılarında kocaman bir gülümseme gördüklerinde kendilerini çok daha rahat hissediyor, iletişime daha açık oluyorlar. Gülümsemeyi karşıdaki insanın kendine olan güileninin belirtisi olarak algılıyorlar.” Her gülümseme gerçek mi? Her insanın değişen durumlara tepkisi farklı. Kimi sevinince ağlar, kimi çığlık atar, kimiyse 32 diş gezer. Aynı mantık gülümseme için de geçerli. Her gördüğümüz sakallıyı dedemiz sanmıyorsak, her gülümsemeyi de samimiyet göstergesi olarak algılamamalıyız. Aksine bazı gülümsemeler çatık kaşlardan daha tehlikeli olabilir. Peki, bu yalancı gülümsemeleri nasıl anlayabiliriz? Her insan isterse gülümser. Ancak bu gülümseme gözlere yansımaz. İşin sırrı gözlerde. Gülümseme sırasındaki göz kasılması istem dışı. Yalancı gülümsemelerdeyse bu kasılma taklit ediliyor ancak yine de orijinali gibi olmuyor. Japonlar bu işin sırrını çözmüş. Hatta “Gerçek gülümseme gözlerdeki gölgelerden gelir.” diye bir atasözleri bile var. Konudaki uzmanlıklarıysa kültürlerindeki gerçek duyguları bastırma eğiliminden geliyor….

Jet lag’e dayanmak neden bu kadar zor?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Jet lag ’e dayanmak neden bu kadar zor? Çünkü yeni yerler keşfetme heilesimizi ile uyku düzenimizi altüst ediyor. Zaman siz uçakta çok uzun mesafelere uçarken daha hızlı akıp gidiyor. Vücudunuz bu hıza hemen uyum sağlayamıyor ile değişime söyleyecek bazı sözleri oluyor, bu da size jet lag olarak yansıyor. Birkaç zaman dilimini arkanızda bırakacak kadar uçtuysanız neyden bahsettiğimi daha iyi anlarsınız. Yeni zaman dilimine uyum sağlayamayıp uykusuz kaldığınız olmuştur.  Bizler alışkanlıklarına göre yaşayan varlıklarız. Vücudumuz her gün belli saatte uyuyup belli saatte uyanmayı ister. Biyolojik saatimiz beyin tarafından salgılanan hormonlarla düzenli bir program sağlamaya çalışır. 24 saatlik bir döngüden bahsediyorm. Uykumuz da bu döngünün içinde. Bu döngünün düzeni bozulduğunda, vücudumuz kızgınlığını uyuşuk olma, uyunacak zamanda gözlerin fal taşı gibi açılması gibi etkilerle yansıtır. Vücudumuzun kızdığında yapacakları bunlarla sınırlı değil, bazen düşünmede güçlük, karın ağrısı, kafa ağrısı ya da hafif ruhsal değişikliklerden de nasibinizi alırsınız. Geziniz sırasında uyku problemleri yaşamanız tamamen normal. Nasıl ki yatma saatinizden 3 saat önce yatağa girerseniz uyumada güçlük çekersiniz işte aynı durum zaman dilimi değiştirdiğinizde de kafaınıza geliyor ile sizi uyutmuyor. Seyahat sırasında 24 saatlik döngüyü nasıl koruruz? Aynı yatma ile uyanma saatinizi koruyabilmenin tek bir yolu var. Evinizdeymiş, kendi zaman diliminizdeymiş gibi aynı saatte uyumak ile…

Konsantrasyon bozukluğunun nedenleri ne?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

İşte ya da okulda konsantrasyon sorunu çekmek artık hepimiz için sıradan bir sorun. Peki suçlu kim? İşte konsantrasyon savaşındaki kafa düşmanlarımız. İnsan bu, bir günü bir gününe uymuyor. Bazen kendini iyi hissediyor çok iyi işler çıkarıyor, bazense işler yolunda gitmiyor. İkisini de yapan aynı kişiyse ne değişiyor da kişi bir türlü konsantrasyon sağlayamıyor, okuyamıyor, yazamıyor, öğrenemiyor? Gelin şimdi hepimizin konsantrasyonunu bozan, onu işinden – okulundan uzaklaştıran, bir türlü odaklanmasına izin ilermeyen etkenlere bakalım.  Sosyal medya ile konsantrasyon Ah bu sosyal medya. Facebook, Twitter derken ne çok zamanımızı alıyor. İşten güçten bırakıyor. Konsantre olmamızı imkansız kılıyor. Hep akılda “O ne demiş? Bu nereye gitmiş?” gibi sorularla gezmemize neden oluyor. Yapılan araştırmalar da bunu doğruluyor. Gençlik çağındaki kişiler günde 1 saatten fazla Facebook ’ta, yarım saatse Twitter ’da geziyor. Yetişkinlerdeyse bu oran biraz daha düşük. Ancak yine de azımsanmayacak kadar fazla. Özellikle gün içinde akıllı telefonlar sayesinde sosyal medyaya erişebiliyorsanız vay halinize. Konsantrasyon sağlamanız gittikçe zorlaşıyor. O yüzden bırakın kim ne yapmış. Siz işinize ile okulunuza bakın.  Telefonla konuşmak ile konsantrasyon Tam Facebook ’u kapattınız işinize, dersinize odaklandınız ki sizi çevrimiçi göremeyen dostlarınız endişelendi ile telefona sarıldı. İşte bu da konsantrasyonunuzu engelleyen diğer bir etken. Tabii ki gün içinde de eşinizle, dostunuzla konuşabilirsiniz….

Polyanna mutlu olmak için ne yapmış?
Psikoloji / Aralık 5, 2018

Öylece durup mutluluğun sizi bulmasını mı bekliyorsunuz? Daha çok beklersiniz. Hadi biraz çaba harcayın. Mutluluk üzerine milyonlarca fikir, yazı, olay var. Peki size göre mutluluk ne? Zengin olmak mı, hayallerinizin aşkıyla tanışmak mı, yoksa dünya turuna çıkmak mı? Mutluluğu tanımlayabilir misiniz? Daha zor soralım: mutluluğunuzu tarif edebilir misiniz?  Dilimiz, ırkımız ne olursa olsun mutluluk gelir, mutluluk gider. Hiç birimiz sonsuza dek mutlu yaşamıyoruz. Ne sihirli değneklerimiz var ne de büyülü sözlerimiz. Hoşnut olabildiğimiz sürece mutluyuz. Peki bu nasıl olacak? Mutluluk neye bağlı? İnsanların sadece %10 ’u mutluluğu durumların değişmesi olarak tanımlıyor. Demek mutluluk % 90 oranında kişiliğimize, daha doğrusu davranış ile düşüncelerimizin değişmesine bağlı. Buradan bakınca sonuç açık: mutluluk öğrenebileceğimiz bir şey. “Daha zengin, daha güzel, daha aşık olanlar varken mutluluk neyimize… Öğrenmeyle mutluluk olur mu hiç?” diyenlere hatırlatma: istatistiklere göre daha zengin, güzel, aşık ya da stressiz olmak mutluluğu garantilemiyor. İkisi arasında bağ yok. Mutluluğu araştırması yapmak kolay değil. Önceden buna değinmiştik. En büyük zorluk herkesin peşinden koştuğu kavramı kimsenin basitçe tarif edememesinde belki de. Tanım olmayınca laboratuvar olmuyor, deney yapılamıyor; elde sadece gözlem kalıyor. Mutlu hisseden insanlara “mutluluk nedir” diye soruluyor örneğin, onlar da sezgilerine  göre mutluluğun hayattaki seçimlerin sonucu olduğunu söylüyorlar. Bu seçimler özetle:         •    Aile ile…